13 Kasım 2013 Çarşamba

evcil hayvan sahibi olmak

Kedi, köpek, kuş, iguana, balık kaplumbağa ve evlere sığdırabildiğimiz hayatlarımıza ortak ettiğimiz türü aklıma gelmeyen bir sürü canlı.

Bizim evde 3 canlı türü yaşıyor, bir insan (toplamda anne-baba-kardeş ve buzdansığınak olmak üzere 4) bir kedi ve bir papağan. Öncelikli tanışmamız papağan ile oldu. Kardeşimle kedi alalım diye tutturmuş iken annem alırsanız papağan alın dedi sonrasında soluğu eminönü hayvan pazarında aldık. Hayvan pazarının ismi bile kötü iken  neden koştur koştur oraya gittik bilmiyorum. Babam kardeşimle bana bayram hediyesi jako cinsi bir papağan aldı, alırken bu hayvanların ne kadar kötü şartlarda ülkeye sokulduğu ve ne kadar kötü şartlarda pazarlandığı hakkında en ufak bir bilgimiz yoktu.

paşa ve cimcime 

Papağanımızdan (biz ona paşa diyoruz) 3 sene sonra çok garip bir hikaye ile bir de kedi sahibi olduk. Şöyle ki; alt komşumuzun oğlu anneleri araba altında ezilmiş yavru kedi kardeşlerden en güzelini alıyor ve eve getiriyor fakat kediden korkan babası kediyi evde istemiyor öyle böyle derken çocuk bir süreliğine bizde kalması için annemi ikna ediyor ve o bir süre oluyor size 4 sene. 4 senedirde adını cimcime koyduğumuz bir kedi sahibiyiz.

Bazen çok ciddi anlamda bu iki canlıyı doğal ortamlarından kopardığımız için evde kendi türlerinden başka birileri olmadığı için vicdan azabı çekiyorum. Sonra da papağanımızın çok ciddi bir pazarının olduğunu en azından temiz bakılan sevgi dolu bir evde olduğunu kedimiz içinde sokaktan yaşamaktan kurtulduğu ve bizde prensesler gibi bakıldığı düşünüyorum.

Evde başka türlerle yaşamak ise şöyle; ciddi anlamda sevgiyi görüp hissedebiliyorsunuz. Tabi ki annenizin babanızın yahut kardeşinizin sevgisi ayrı ama başka bir türün sevgisi apayrı. Kedinizin sizi görünce heyecanlanması, papağanınızın yanından geçerken öpücük atması...Bir araştırma yapılmışmı bilmiyorum ama eminim ki evde bir hayvanla yaşayan insanlarda depresyona girme oranı çok çok daha düşüktür.

Herkesin bu ayrıcalığı yaşayabilmesini çok isterim.

Sevgiler.

Buzdansığınak...

18 Ekim 2013 Cuma

sığınağa sığmamak

Bloğumu düzenli takip eden var mı yok mu bilmiyorum (var ise buradan selam ederim), daldan dala atladığım bir blog oldu biraz sanki. Hayatım daldan dala zaten, bir iş gördüğümde hemen özenir yapmak ister internette ne kadar video-görüntü varsa izler yaparım, bu sebepten hiç bir konuda uzmanlığım yoktur ama her konuda bir fikrim vardır. Bu kimi zaman iyi kimi zaman da kötü bir şey bence.

Blog'u aslında arada açıp "ne güzel yazmışım lan aferin bana" demek için tutuyorum. Şu anda da şunu not etmek istediğim için yazdım: Hayatımın tam da "ay yakın zamanda bir şey olacak hayatım değişecek" modundayım. Yakın zamanda bi bok olacağı yok bence ama olur inşallah kısmet tabi her şey.


6 Ekim 2013 Pazar

nişasta kutusundan not defteri yapımı


Üzeri değişik allı, güllü, derili, çiçekli, böcekli not defterlerine çok özeniyorum, fiyatları fazla olunca da alıp not yazmaya kıyamayıp bir köşede saklıyorum derken kendime şöyle bir alternatif yarattım:


Sadece yukarıdaki malzemeleri ve bir iğne kullanarak kendime not defteri yaptım.


 Öncelikle nişasta kutusunu yavaşça kenarlarından açtım ve ters çevirdim aşağıdaki şekli aldı:


Daha sonra uçurtma ipi ve yorgan iğnesi kullanarak içine uygun olarak kestiğim a4 kağıtları diktim.


A4 kağıtlarını diltikten sonra kapağını kapayıp açılmaması için her yerde bulunan herhangi bir boncukçudan aldığım tahta aksesuarı diktim.


En üsttek, fotoğrafta turuncu keçe kullanmıştım fakat yaparken fikrimi değiştirdim mor keçe kullandım. Kestiğim keçeyi bir uhu yardımıyla ön kapağa yapıştırdım. Son olarakta evde bulunan ve artık kullanmadığımız bir yapma çiçeğin yapraklarını kapağıma uygun kesip karton kapağa diktim ve ortaya şöyle bir sonuç çıktı:



Sizde böyle şeyler yapabilir markete giderken aldığınız notları 60-70 liralık defterlere değilde kendi yaptığınız maliyeti çok düşük hemde el emeği olan not defterinize yazabilirsiniz.


Sevgilerimle...


30 Ağustos 2013 Cuma

Birileri Çok mutsuz

Malum merdivenleri ilk gördüğümde yüzümde beliren tebessümü gizleyemedim, Güzel bir insan üşenmemiş sıkıcı hayatlarımıza biraz ara verelim asık suratlarımıza minicik bi tebessüm konduralım diye koskoca merdivenleri kalkmış ebemkuşağı renklerine boyamış, olacak iş değil. Tanrı en büyük ressam, her renkten canlı yaratmış, doğa ana her mevsim farklı renk her anı güzel. Birileri tanrının yarattığınından bile rahatsızlık duymuş. Peki size kim ne yaptı da güzel kardeşim nasıl incindiniz neler yaşadınız da mutsuz hayatlarınızda ufacık bir tebessüme dahi yer vermiyorsunuz? Size ne oldu ne oldu da başka insanların mutluluklarına dayanamıyorsunuz? Gökkuşağının güzel renklerinden korkuyorsunuz? Lütfen efendim bırakınız devlet tebessümlerimizi kontrol altında tutmayı versin, lütfen biraz mutlu olunuz, mutlu olunuz ki mutlu ediniz. Lütfen.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Vücuttaki Fazla Yağları Çabuk Yakan Karışım

Merhaba;

Annemin uzun süredir kullandığı ve çok memnun kaldığı bir tarifi paylaşmak istiyorum, bu tarif hem tamamen doğal hem de kilo vermeye yardımcı.

Malzemelerimiz şöyle;


  • 1 adet zencefil kökü (yaklaşık 10 cm kadar)
  • Kırmızı elma (15 adet)
  • 2 adet limon (suyu ve rendelenmiş kabuğu)
  • Bal (tatlandırmak için damak zevkinize göre koymayabilirsiniz)
  • 1-2 adet tarçın çubuğu
  • 4-5 litre su


Tarifin hazırlanması ise;

  • Zencefil soyularak temizlenir, yuvarlak daire şeklinde dilimlenerek tencereye yerleştirilir.
  • Elmalarda kesikler yapılarak tarçın çubukları ve rendelenmiş limon kabukları ile birlikte zencefilin üzerine eklenir. 
  • Tencereye su eklenir ve kaynatılır, kaynadıktan 3 dakika sonrada altı kapatılır.
  • Daha sonra karışım süzülür ve ılınmaya başladıktan sonra zevke göre bal ile tatlandırılarak sistematik bir şekilde su yerine içilir.
Annem bu karışımın tarifini azeri bir bitki bilimcisi hocadan almış, tarif aldığı hocaya göre; bu karışım vücudu vitamin ve mikroelementlerle zenginleştirdiği gibi metobolizmayı hızlandırıp fazla yağları çabuk yakmaya da yardımcı oluyormuş.

İçerisindeki bileşenler tamamen doğal ve hepsi sağlıklı maddeler olduğu için paylaşmak da ve denemek de yarar var diye düşünüyorum.

Sevgilerimle... 

28 Temmuz 2013 Pazar

Doğal Güneş Kremi Yapımı

Merhaba;

Güneş iyice yüzünü göstermişken benim gibi aman yüzüme gözüme kimyasal az süreyim, ay içinde sentetik bir şey olmasın, bunu şimdi sürüyorum ama ilerde ne gibi etkisi olacak bakalımcılara bir tarif vermek istedim.


Bu tarif belki hemen bu yaz işinize yaramaz ama gelecek yaza çok rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Tarifimiz sizi çok güzel ve kalıcı bir şekilde bronzlaştırıyor hem de tamamen doğal! Güneşin zararlı etkilerine karşı koruyor mu bilemiyorum ama zaten öğlenin bi sıcağında güneşin altına yatıp güneşe karşı koruyucu istiyorum demek de epey mantıksız geliyor bana.

Malzemelerimiz şöyle:

  • Boş bir kavanoz
  • Taze ceviz
  • Zeytinyağı
Öncelikle cevizleri yıkayıp üzerine rastgele kesikler atıyoruz.


Daha sonra kesik attığımız cevizleri boş ve temiz bir kavanoza yerleştirip üzerini bildiğimiz kullandığımız kaliteli bir zeytinyağı  döküyoruz. Güneş görmeyen kapalı bir yerde muhafaza ediyoruz.

Zamanla bu cevizler zeytinyağının içinde tamemen eriyor, tamamen eridiği vakit güneş kremimiz hazır demektir. 


Elimden geldiğince az kimyasal kullanmaya çalışıyorum, lütfen sizde öyle yapın çünkü siz ve cildiniz çok değerlisiniz, abuk sabuk markalara para dökerek reklam yıldızlarını daha da zengin yapmayın. 

Sevgilerimle...

2 Mart 2013 Cumartesi

Hişt Hişt

Ben her baharı ''hişt hişt'' ile karşılarım.

Bahar yalnız gelir çünkü, ona  hoş geldin deme şeklim benim bu.

Yalnızlık zor! İnsan hişt sesine ne kadar muhtaç...

Doğa ananın göz bebeğinin kaderi yalnızlık olmamalı değil mi?

Hişt Hişt!

Hadi şimdi leylaklar açsın, dallardan bahar insan, kuşlar cıvıldasın, güneş ışığı içimize dolsun.

Hoşgeldin bahar.


6 Şubat 2013 Çarşamba

TIRNAK BAKIMI

Merhaba;

Uyguladığım ve gayet memnun kaldığım bir formülü paylaşmak istiyorum. Yapımı gayet basit.


İhtiyacımız olan malzemeler:

  • Yarım limonun suyu
  • 1 tatlı kaşığı zencefil
  • 1 bardak su
  • Eski bir diş fırçası
Uygulamasına gelirsek: Öncelikle 1 bardak su, limon suyu ve zencefil karıştırılır ve geniş bir kaba alınır (kase gibi). Daha sonra tırnaklarımız 15 dakika bu suyun içinde bekletilir ve son olarak da eski bir diş fırçası yardımıyla bu formül tırnaklara yedirilerek fırçalanır. Bu kür haftada 2 kere uygulanır müthiş sağlıklı tırnaklara sahip olunur.


Sevgilerimle...

9 Aralık 2012 Pazar

sığınak


Bu ara kendi sığınağıma bile sığınamıyorum. Blogumun konseptini değiştiriyim dedim olmadı. yani zaten genel olarak düzenli bir insan olmadığım için düzenli olarak buraya cicişli bicişli şeyler yazamadım. Çünkü ben bi gün cicişli bicişli takılırken ertesi gün o ciciş biciş çok zor abartı ve saçma geliyor bir sonraki gün bu düşüncem saçma geliyor falan filan. Uzun lafın kısası bu aralar çok yorgunum tüm ciciş biciş öcü olarak geliyor üzerime ve insanların da kış uykusuna yatması gerektiğini düşünüyorum. oysa kış benim en sevdiğim mevsimdir niye böyle düşünüyorum onu da bilmiyorum. fotoğrafsız yazı sevmiyorum bu yüzden cimcimenin fotoğrafını paylaşıyorum.

25 Ekim 2012 Perşembe

bayram dediğin

Merhaba !

Bayramlardan akraba ziyaretlerinden yahut eskilerden bahsedip bıdı bıdı yapıp kafanızı şişirmeyeceğim. Zaten herkesin bir anısı, bir kokusu bir yaşanmışlığı vardır bunlarla ilgili...

Biz bu bayram şöyle bir şey yaptık anneannem ve kuzenlerimle :


Uzun zamandır internette görüyordum ve açıkçası çok özeniyordum bu tarz fotoğraflara.



En son biz de yapmış olduk, aynı pozları tam olarak tutturamadık, kıyafetlerimiz uymadı belki ama yaparken inanılmaz eğlendik.



Çok güzel bir anı olarak kalacak bu fotoğraflar biz de .

Fotoğraflara bakarken içimden umarım dedim aradan bir 10 yıl daha geçer yine bir araya gelir yine çok eğlenerek fotoğraf çekilmeye çalışırız.

Tam tamına pozlar ortam yahut kıyafetler uymasa da şiddetle böyle bir şey yapmanızı öneririm.

Fotoğraf pozu vermeye çalışırken bile feci eğleniyor insan :)

Herkese her şeyden önce çok tatlı bir anneanne dilerim :) daha sonra da bayramınızı kutlarım...

Sevgilerimle...

21 Ekim 2012 Pazar

Keçe ile t-shirt süsleme

Merhaba!

Siyah ve beyaz t-shirtler bizim en büyük kurtarıcımız. Giyecek bir şey bulamadığımız zaman kot üzerine bir beyaz t-shirt giyiyoruz tamamdır!

İşte ben bu çok sık kullandığım beyaz t-shirt'e biraz hareket katmak istedim.

Öncelikle keçeden 7 cm genişliğinde ve çeşitli boylarda (15, 20, 24 cm) parçalar kestim.



Daha sonra bu kestiğim parçadan kurdele yaptım:

Kurdele yapmak için önce kestiğim parça bir silindir olmak koşuluyla iki ucunu diktim:


Daha sonra iğneyi en alttan sokarak ucunu bir ön taraftan bir arka taraftan çıkararak çektim. Bu işlemi ortadan büzgü yapmak için kullandım:



Elimdeki parça şu şekilde büzgü oldu:



Büzgü olan parçamın büzgü kısmının üzerinden gene bir parça keçe geçirerek arkadan diktim:

Arka tarafı:



Ve çevirdiğimiz zaman hooop kurdele oldu :


Bu kurdelelerden istediğim kadar yaptım:

Veee son olarak da beyaz t-shirt'üme gelişigüzel diktim kurdelelerimi:


Renkli kotlara göre renk renk kurdeleler yaparsak çok hoş duracağına eminim :)

Sevgilerimle...

13 Ekim 2012 Cumartesi

çift renkli manikür

Merhaba! 

İnternette (yerli-yabancı)  çok fazla nail art ile ilgilenen blog var ve hepsi çok fazla emek harcıyor ve çok güzeller. Ben de tırnakla oynamayı sevdiğim için çok sık dolaşırım bu blogları. Kendi çapımda kolay manikürler uyguluyorum. Normalde tırnağıma gerek french yaparken gerekse çift renkli oje uygularken hep normal bant kullanırdım. 

Bir blogda gezerken normal bant yerine elektrik bandı kullandığını gördüm. Daha sonra ben de elektrik bandı deneyeyim dedim, normal banttan daha yumuşak olduğu için ojeyi kaldırmıyor ve kullanımı çok daha rahat. 

Bilmeyen varsa diye de kendi blogumda paylaşmak istedim. Bu manikürü ben genelde oje sürdüğümün ertesi günü uyguluyorum hem uçları hafif beyazlaşmaya başlıyor onu kapatıyor hem de bana farklılık oluyor. 

Manikürüm bu efendim. umarım beğenirsiniz:

Elimde bir gün önceden sürdüğüm pastel 98 numaralı oje vardı.

Elenktrink bantlarını tek tek kesip çapraz çapraz yapıştırdım :)

Tırnağımın açıkta kalan kısmına Rimmel 239 numaralı ojeyi sürdüm:

Ojelerin kuruması bittikten sonra bantları yavaşça aşağıdan yukarıya doğru çektim ve şöyle bir şey ortaya çıktı:


Gördüğünüz gibi parmaklarıma oje bulaşmış, bu makyaj blogçuluğu ne zor işmiş kardeşim allah yardımcınız olsun :)

Sevgiler...

20 Eylül 2012 Perşembe

kütükten raf yapımı

Merhaba!

Bir arkadaşımın yaptığı rafa görür görmez vuruldum ve hemen bloğumda paylaşmak istedim.

Bu güzel procenin sahibi benim liseden arkadaşım Zeynep Sengör. Bu fotoğrafı facebookta paylaştı, ben de kendisinden hemen izin istedim ve bloğuma koydum belki biri görür de esinlenir, maksat faydamız olsun :)

Zeynep artan kitaplarına çözüm bulmak için bir kütükten yararlanmış bakın ortaya ne güzel bir şey çıkmış:


Zeynep kütüğün uçlarını koli bandı ile tutturmuş. Kütükte raflarda kahverengi olduğu için pek göze batmıyor, zevke göre istenilen renge boyanabilir tabi.

Sizce de çok güzel olmamış mı?

12 Eylül 2012 Çarşamba

nah öylesiniz!



Merhaba sevgili bloğum bugün sana içimi dökeceğim:

Sevgili blog; bir insan hiç mi dandik yerlerde yemek yemez? ne biliyim yani canı hiç mi goralı çekmez? Benim çeker mesela blog ben 2 haftada bir 3 liralık çiğköfte yemezsem ölürüm yanına şalgam içmezsem elim ayağım titrer. el alem sürekli çayın 10 liralık olduğu yerde mi oturur blogcum? ben öyle yere girsem kasılmaktan başım döner.

Canım blogum; bir insan hiç mi kocasıyla sevgilisiyle kavga etmez? Ben mesela hep en sevdiklerimle didişirim. Hep en sevdiklerime en büyük zararı veririm. Şimdilik ''kocişko'' diyeceğim bir kocam yok blog. olsa da demem zaten ''kocişko'' nedir allasen blog? Benim sevgilim-kocam bana çiçek ya da meyve sepeti yollasa ben onla orjinal ol diye kavga ederim, millet bununla övünüp fotoğraf çekip paylaşıyor bir de aklım almıyor blog?

Şekerim blog; millet kocasıyla fotoğraf çekilip altına ''aşk budur'' yazıyor. İçimden hassiktir ordan asıl ''para budur'' yazasım geliyor kendimi çok zor tutuyorum.

Kendi evlerinde olduklarını belirtmek için ''evim evim güzel evim'' yazıyorlar blog. Ben ayda bir odamda değişiklik yapmazsam ev bir canavar olup salyalarını üzerime akıtıyor kafam almıyor.

Tatillere gidip boy boy fotoğraflar koyuyorlar sonra tüm bir yıl kıçlarını sıka sıka taksit ödemeye çalışıyorlar sonra da bize yutturuyorlar değil mi blogcum?

Kimse geçim derdi yaşamıyor aslında, çocuğu olmayan çocuk istemiyor, evi olmayan ev istemiyor zaten diğ mi blog?

Herkes kocasına aşık, kimse boşanmayı düşünmüyor, bekarlar koca istemiyor.

Nah istemiyor lan!!!

Nah inandırırsınız bizi!!!

İçinizde hepiniz mutsuzsunuz! Dertsiz insan olmaz. Zengininden fakirine, eğitimlisinden en cahiline herkesin çeşit çeşit derdi var. Bunları da yansıtsanıza lan sahtekarlar topluluğu!!

Bir anlık boşluğa gelip bunların hayatını gerçek sanıp, mutsuzluğa bile kapılabilirsiziniz aman dikkat derim.

Sizin hepinize komple güven duymuyorum. Samimi hiç bulmuyorum. Hatta ölseniz arkanızdan fatiha bile okumam yemin ederim.

Ben yer yer mutluyum. Bazen çok mutsuzum. Ayda bir depresyondayım. Okulumu bitirebilmek için kıçımdan terler akıyor. En azından samimiyim acılarımı yoksunluklarımı paylaşmaktan da hiç utanmam. Çünki ben bir 'İNSANIM'

şimdi insan olmayanlar düşünsün.

öperink!


4 Eylül 2012 Salı

dreamcatcher

Merhaba!

Ev değişikliğimiz sebebiyle yeni evde aklımdaki tüm proceleri mekan değişikliği sayesinde uygulamaya başladım.

Öncelikle yatak başıma bir ''dreamcatcher'' yaptım.

Neymiş bu dreamcatcher derseniz; kızılderili inancına göre rüyalar küre şeklindedir ve büyük küre olanlar kabus küçük küre olanlar ise güzel rüyalardır. Yatak başına asılan dreamcatcher büyük olan küreleri (yani kötü rüyaları) ağlarına takarken güzel olan yani küçük küre şeklinde olan rüyaları ise ağlarından geçirir ve biz onları görürüz. Dreamcather'ın el emeği olması gerekmektedir. Bir süre sonra kötü rüyalarla dolacağından ya ökseotu ile tütsülenmeli ya da gün ışığı alan bir yerde bir gün bekletilmelidir.

Bende çok kabus görmeme rağmen koyuldum dreamcatcher yapmaya :) görüntüsü beni çok cezbettii odama ayrı bir hava katacağını düşündüm. Yaparken youtube'ta ve internette çok gezindim. En kolay ve açıklayıcı şekil için buyrun tık tık.

İşte dreamcatcher'ım:



Malzemelerin tamamını bakırköy'den aldım. Eminönünde de çok kolay bulunacağını düşünüyorum.


Keşke rüyalar için dreamcatcher yaptığımız gibi gerçek hayat için de yapabilsek; kabus gibi insanları bize yaklaştırmadan atsa hayatımızdan ne güzel olur diğ mi?

Sevgilerimle...

2 Eylül 2012 Pazar

saç uzatan bakım

Merhaba!

Ben sürekli saçımın şekliyle oynarım kısaltırım, kahkul bırakırım en olmadı uçlarını boyarım sonra gene kesmek zorunda kalırım ama aynı zamanda da uzun saça bayılırım! Bu gelgitlerim arasında internette bir tarif buldum onu kendimce değiştirdim ve uyguladım inanılmaz sonuçlar elde ediliyor!

Hala bilmeyen görmeyen varsa benim blogumu okur da yapar memnun kalır diye paylaşıyorum:

Bu arada tarifi hangi siteden aldığımı referans olarak yazmak istedim ama bir sürü sitede bu tarif var ve ben uzun zamandır bu bakımı kafadan yaptığım için hangi site olduğunu unutmuşum bu yüzden referans veremiyorum.

Tarife gelince malzemeler şöyle:


  • sinemaki otu
  • bemiks kompoze vitamin
  • zeytinyağı
  • hint yağı
  • tatlı badem yağı
 Bu yağlardan hint yağı ve tatlı badem yağı saç uzatmaya yararken zeytinyağı saçı güçlendirip uçlarına bakım yapıyor.

Tarifin yapımı da şöyle:

Öncelikle bir tutam sinemaki otunu 1 çay bardağı kadar suda kaynatıyoruz. Bu karışım soğuduktan sonra sinemakiyi süzüp yaprakları atıyoruz. Kalan suyun içine bemiks ampul'u kırıyoruz. Bemiks ampulu iki kat kağıt havlu yardımıyla kırarsak kazaları da önlemiş oluruz. Daha sonra ben göz kararı atıyorum içine yaklaşık 1 yemek kaşığı kadar da yağlardan ekliyoruz. Ben saçımın sadece diplerine değil bakım yapsın diye her yerine sürüyorum. En az 2 saat bekletip yıkıyoruz.

Yalnız bu bakım çok kötü kokuyor bu yüzden ben banyodan çıkarken saçımı en son sirkeli su ile duruluyorum. Kokuyu büyük ölçüde azaltmış oluyor.

Umarım tarif işinize yarar ben çok faydasını gördüm, şu an da saçım istediğim uzunluğa geldiği için yapmıyorum...Tarifi düzenli olarak 3-4 hafta üst üste yaparsanız çok daha faydasını görürsünüz...

Yaparsanız yorumlarınızı bekliyorum :)

Sevgiler...

31 Ağustos 2012 Cuma

pantolondan şort procesi

Merhaba!

Anneannem ile benim ortak yapımım pantolonu şort yapma projesini paylaşmak istiyorum.

Dünyanın en tatlı anneannesine sahip olup bu şansı sizlerden çaldığım içinde şimdiden özür diliyorum :) Şaka bir yana anneannem 75 yaşında ama ruhu 18-19 olan bir kadın. Kendi asla koyu renk giymez bana siyah giydirmez, mango indirimlerini ondan haber alırız, canı sıkılır kahve almaya eminönüne iner. Evinin temizliğine asla kimseyi bulaştırmaz, dedemin aşk mektuplarının yerini asla söylemez, kar yağdığında bize kar oynamaya gelir 3 kızı 6 torunu vardır hiç birinin hakkını öbürüne geçirmez dizi saatinde ararsanız telefonu geçiştirir yeri gelir suratınıza kapatır ve sizi sonsuz sever.

Bu sene bir haftasonu kaçamağı yapalım dedik kuzenlerimle ve ben sene içerisinde hiç tatil yapmadığım için şortum yoktu almaya da vakit yoktu tesadüf anneannemde bizdeydi hooopp ortaya şöyle güzel bir şey çıktı:

Senelerdir giymediğim pantolonum:


Hooop kestim şöyle oldu:


Anneannem de bir yandan bu minikleri ördü:



Sonra bu dantelleri şorta ekledik ve ortaya şöyle bir şey çıktı:



Giyince de şöyle durdu efendim:



 Çarpık bacaklar için kusra bakmıyoruz değil mi? :)
Umarım Birilerine bir yerlerde ilham olabilirim sevgilerimle...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

kolye askılığı procesi

Merhaba!

Ben çok maymun iştahlı bir insan olup, sürekli ordan burdan alıp alıp takmam depolarım. Kolye askılığı projemde işte bu sebepten çıktı. artık çekmeceye sığmayan kolyeleri bir yerlere tıkıştırmam ya da asmam gerekiyordu. Ben de hem askılık yapayım hem şık görünsün diye bir şeyler yapmak istedim.

Buna benzer bir fotoğrafı da yanlış hatırlamıyorsam pinterest'te görmüştüm. Kendi süper haruka fikrimmiş gibi size anlatıp altına bir de blogumdan bir şey almayın bak suç aman ben çok akıllıyım çok yaratıcıyım olaylarına girip ne okuyucumu ne kendimi kandırmak istemiyorum. Bir şeyleri görüp ondan esinlenmek ve yapmak da başlı başlına bir iş ve söylemek de kesinlikle ayıp değil. Ayıp olan çalıp, başka insanlara kendi fikrinmiş gibi göstermektir. Sosyal mesajımı da verdikten sonra proceye geçebiliriz :)

Burada bize lazım olan malzemeler:


  • Çengelli vida (her nalburda var)
  • Yün, ya da iplik kurdele zevkinize göre ne isterseniz
  • Ağaç dalı 
  • Bahçe makası ( Ben ağaç dallarını bahçe makası ile kestim siz kesmek için başka bir yol bulursanız buna ihtiyaç yok tabii)
Malzemelerimizi sağladıktan sonra ağaç dallarını istediğiniz boyutta biri öbüründen 10 cm kadar uzun olmak şartıyla kesiyoruz. Bunu yapma amacım yukarıdaki kısa parçaya kısa kolyelerimi asmak istemem. Eğer kısa kolye kullanmayı sevmiyorsanız ya da benimki tek parça olsun derseniz bir tane ağaç dalı da kullanabilirsiniz.


Ağaç dallarını ayırdıktan sonra bir yün yardımıyla iki parçayı birbirine bağladım:


Daha sonra bu dal parçalarına istediğim aralıklarda kancalı vidaları taktım:


Kolyeleri takınca da şöyle bir şey oldu: 




Ben bu askılığı yapmaya başladığımda evde kurdele yoktu. Bence kurdeleyle yapılırsa hem daha sağlam olur hem daha şık durur.

Umarım hoşunuza gitmiştir. Belki ben de birilerine ilham kaynağı olurum o zaman ne mutlu bana...

Sevgiler...

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Hama Boncukları

Merhaba!

Uzun zamandır bloğumla ilgilenemiyordum. Şimdi vaktim varken benim çok geç keşfettiğim mükemmel stres attırıcı bir şeyi yazmak istedim.

Bahsetmek istediğim şey hama boncuğu. Ben bunları ikea'da çocuk bölümünden aldım. Esasen hama boncukları  oyuncak olarak satılıyor. Ama bizim sıkılgan ve yerinde duramayan türk veletlerine uygun bir oyuncak olduğunu hiç düşünmüyorum :) Bu yüzden hala çocuk kalmışların daha bir ilgisini çekiyor bence. 

Bu boncuklar aşağıdaki gibi plastik farklı 10 renkte koca bir kavanozun içinde satılıyor. Yanlış hatırlamıyorsam kavanoz fiyatı 17 liraydı.



Bu boncuklarla şekil oluşturmak için bir de yanlarından aşağıdaki fotoğraftaki gibi plaka alıyorsunuz. Bu plakada 4-5 lira civarındaydı.


Daha sonra ben yeni başladığım için açıkçası yaptıklarımın çoğunu internetten buldum. Bunun için google'a perler, hama beads, pyslla, fuse beads yazmanız yeterli binlerce şey çıkıyor zaten.

Ben yaptığım bir kaç şeyi burda da paylaşıcam, beğendiğinizi sizde yapabilirsiniz müthiş stres attırıyor. Biz bir de arkadaşım Deniz'le işi abarttık hama boncuklarını aldıktan sonra soluğu eminönü'nde alıp magnet, toka ve kolye malzemeleri aldık kendi takılarımızı kendimiz yaptık :)

Çok yakışıklı olduğumuzu söylerler:

Bardak altlığım:


Çakma agatha toka nasıl yapılır adlı çalışmam:





Tek taşımı kendim yaparım:


Bu cupcakeler yüzük oldular:


Kedim cimcime:


Buz dolabı süsü oldu:

Bloğumun misafir yazarı canım pelinime kitap ayracı yaptım ama üşengeçlikten veremedim hala:

Bu köpekçiği bloğumdaki çekilişi kazanan filiz'e yollamıştım benden hatıra:



Bu cupcake toka oldu:


Pembiş kemik de toka oldu:

Cupcake tokam:


Bu gitar keman çalan bir arkadaşıma kitap ayracı olarak yapıldı. Keman yapmayı beceremdiğim için gitar yapıp kemanmış gibi davrandık.

Çeşitli kitap ayraçları bunları hep hediye yaptım herkese kitap okumayı sevdiricem!!


Bıyık kolyem. Gün içinde istediğim vakit bir adama dönüşmemi sağlıyor :)


Bunu starwars hastası kuzenime yaptım:


Annem canlı çiçek sevmez bu yüzden bende aşağıda ki çiçeği yaptım ona:


Gene çok sevdiğim bir arkadaşım için onun mesleğiyle de alakalı olan deney tüpü yaptım bu da toka oldu:


Bıyığı her yerde kullanmazsam ölürüm hastalığına yakalandım:


Bahsettiğim gitar-keman kitap ayracı:


Yavrum poz da verir:


Aşağıdaki kurdele de toka olacaktı ama ne yazık ki plakadan çıkarırken kırıldı. Bu arada nasıl yaptığımı anlatmayı unuttum. Boncukları plakaya istediğimiz şekilde dizip üzerine yanmaz kağıt koyuyoruz. Daha sonra iyice ısıttığımız ütüyle 3-4 dakika bastırıp soğumasını bekleyip plakadan çıkarıyoruz.



Umarım açıklayıcı bir yazı olmuştur. Bu arada resimler istediğim gibi olmadı yaptığım gibi telefonla fotoğrafladım ama sonradan hepsini bir araya getirip makinayla çekmek çok zor oldu. Fotoğraf kalitesi için kusra bakmayın der kocaman öperim.