Tanrı adem'i kendisini sevsin diye yaratmışken, nasıl ihanete uğramışsa. İşte ben de o haldeyim hayat karşısında...
Ben kime ceza vereyim? Hangi ademoğluna ceza verip hala sevgi bekleyeyim.
Adil değilsin.
4 Ocak 2011 Salı
1 Ocak 2011 Cumartesi
vertigo
Anya Marina'nın whatever you like şarkısından sonra bir arkadaşımın tavsiyesi ile vertigo'yu dinledim. Dinlemez olaydım 2 gündür sürekli vertigo dinleyip vertigo söylüyorum. Vertigo ic kulak problemlerinden kaynaklanan baş dönmesinin tıptaki adıymış. Babaanne adı ''kristallerim dağıldı'' yani. Bingo!!! bu hastalık bizde genetik.! Babaanneme ne zaman ''nasılsın?'' desek babannem bize kristallerim dağıldı der demekki vertigo oluyormuş kadın. Demekki ne imiş? bende babaanne yaşına gelince bende vertigo olacağım ama ben kristallerim dağıldı yerine :
this medicine's experimental
this medicine it's making me well
i like it, like it outta control
this medicine gives me vertigo
oh oh oh vertigo....
derim artık soranlara...
kısmet.
31 Aralık 2010 Cuma
''yeni yıl''
Hoşumuza gitsin gitmesin 31 aralık gecesi bekleriz saatin 00.01 olmasını. Zamanın akışına karşı çıkanlar nefret söylemleri yapsa da yeni yıla, zamanın onları yendiğinin en büyük göstergesidir yeni yıl. İlaçtır bir nevi. Yaraya sürülen bir merhem gibi tıpkı. Elbette biyolojik ölüme yaklaşmak benimde hoşuma gitmiyor ne ara diyemeden 22 oldum...11 sene önceki 22 hayalimle şu anki 22 yaşım aynı değil çünkü ben hala 11 sene önceki aybike olarak kaldım. Her sene için farklı hayallerim oluyor kimilerini gerçekleştiriyorum kimileri hayal olarak kalıyor yaşamamı sağlıyorlar genede. bu seneki hayallerimi yazmak istedim ara sıra bakayım yıl boyunca hayatın saçma akışına dalıp gerçeğimi unutmayayım diye. içimdeki aybike lerle daha sık görüşe bileyim diye. 

- Bu sene piyano çalmayı öğreneceğim.
- Öncelikle nota öğrenmem gerekecek.
- Tırnaklarımı yemeyeceğim bu geceden başlıyorum bu ''hayal'' ime.
- Daha az dedikodu yapacağım. (ho ho ho)
- Gerçekten daha az dedikodu değilde, insanları eleştirmeden önce kendime bakacağım.
- İnsanları eleştirmeden önce kendime bakacağım için kendimi daha az harika bulmaya çalışacağım.
- Gittiğim her yerden taş alarak taş koleksiyonu yapmaya başlayacağım.
- Kitaplığımı okundu ve tür sırasına göre düzenleyeceğim.
- Daha fazla sabırlı olmam için bol bol dua edeceğim.
- Bilgisayarımdaki bütün film, fotoğraf ve müzikleri tür sırasına göre düzenleyeceğim.
- Bir kitaptan esinlenip resim yapacağım.
- Yaptığım resim berbat olunca üzülmeyeceğim.
- Çektiğim-Sevdiğim fotoğrafları çerçeveleterek odamı daha fazla aybikeleştireceğim.
- Cimcimenin yaramazlıklarından, paşanın gevezeliğinden şikayet etmeyeceğim.
- Hayır demeyi öğreneceğim. ( en önemlisi de bu sanırım)
25 Aralık 2010 Cumartesi
''EBEVEYN''
İşe önce ebeveyn sözcüğünün tanımı yaparak başlamak istiyorum: Hayatta hiç bir zaman kafalarındaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak edemeyen insanlara ebeveyn denir.
İnsanlar çocuk sahibi olarak mucize yarattıklarına inanıyorlar. Kendi dinlerinin peygamberleri oluveriyorlar bir anda. Geçici ölümsüzlüklerini görüyorlar o minik can'da.
Kendilerinden bir parça bırakıyorlar akılları sıra, o gidecek fakat ondan bir parça daima dünyada kalacak. ondan o'na ondan o'na.
Anne-Baba oluyorlar çünkü bunu yapacak güçleri var çünkü kendi anne babalarına torun veriyorlar. Yardımcı oyunculuktan başrole terfi oluyorlar böylelikle.
Toplum onlardan bebek bekliyor, onlarda toluma nur topu gibi bir can veriyorlar. Hemde bu işi öylesine abartarak anlatıyorlar ki sanki çok matah bir yanı varmışçasına. Aferin size iki dakika zevke gelerek kendi insanınızı yarattınız bayan x ve bay y. Sevilmek için ''kendi insanını'' yaratmak bunun adı.
İşin garip yanı yarattıklarını sandıkları minikten kendilerine benzemesini istiyorlar hemde aralarında hiç bir bağ yokken. Evet bay y sen o minik burnunu sende o güzel gözlerini geçirebilmişsin çocuğuna bayan x ama onun ruhunu yönetmeniniz belirledi. onu rahat bırakın bence. tıpkı bir bulut bir yıldız gibi senin ama senin değil o.
Bayan x ve bay y yabancılardan boş yere korkuyorsunuz çünkü dünya yabancılardan boş yere korkup kendi yakınlarından zarar gören insanlarla dolu. Yavrunuza kim zarar verebilir öğrenmek isterseniz buyrun size bir adet ayna verelim ha ne dersiniz?
''Yaratılan'' çocuk büyürken her ölümlü gibi altarlara çıkar ve ruhundan bir parça koparır atar aşağıya kurban verir ''tanrılarına''. Ama sonra geri kalan ruhu bir ağaç kurdu gibi kemirir onu. Çünkü; ne tanrılarının istediği kadar tam olabilmiştir ne de tanrıları kadar yarım kalabilmiştir.
Oynadığı oyunun farkına varması ise tam bu zamana denk gelir sevgi yalanını keşfetmiştir masumiyeti son bulmuştur. Oyunun perdelerini kapatmak ister fakat ne zaman dokunsa perdeye, kırmızı kadife kumaş elinde kalır. kapatamaz.
Aniden dekor değişir çocuk başrol olarak bulur kendini sahnede.
Bu arada; sahnelenen oyuna bir isim vermemişim oyunun adı:
''Kalp kırıklıkları öldürür insanı''.
''Yaratılan'' çocuk büyürken her ölümlü gibi altarlara çıkar ve ruhundan bir parça koparır atar aşağıya kurban verir ''tanrılarına''. Ama sonra geri kalan ruhu bir ağaç kurdu gibi kemirir onu. Çünkü; ne tanrılarının istediği kadar tam olabilmiştir ne de tanrıları kadar yarım kalabilmiştir.
Oynadığı oyunun farkına varması ise tam bu zamana denk gelir sevgi yalanını keşfetmiştir masumiyeti son bulmuştur. Oyunun perdelerini kapatmak ister fakat ne zaman dokunsa perdeye, kırmızı kadife kumaş elinde kalır. kapatamaz.
Aniden dekor değişir çocuk başrol olarak bulur kendini sahnede.
Bu arada; sahnelenen oyuna bir isim vermemişim oyunun adı:
''Kalp kırıklıkları öldürür insanı''.
27 Kasım 2010 Cumartesi
mevsim
Mevsimler dörde ayrılır: erkek, kadın, eşcinsel ve yaşlı. Erkek olan tabiki de yazdır. Çok çıplaklık vardır onda sere serpe açılır insanlar yazda bundan memnun olur. Bellidir yazın ne olacağı ya sıcak olur ya sıcak…o üç aydan mutlaka birinde yaşarsınız sıcağı erkekler gibi tıpkı ya sever ya sever, sever gibi yapmaz pek…yapanı var o ayrı. mevsimler lanetlesin o'nu. Eşcinsel olan tabikide ilkbahardır bi kadın gibi bi erkek gibi ne yapacağı belli olmaz bazen bir erkeğin sıcaklığı vardır onda bazende bir kadının rüzgarı...Yaşlı olan sonbahar canım benim belkide dinlesek onu neler anlatır bize…dinleyemiyoruz ki anlayamıyoruz rüzgarın sesinden ne fırtınalar ne aşklar ne sevgiler görmüştür sonbahar dayanamaz yüreği belkide ağaçlarının yapraklarını dökmesi bir tepkidir bize kimbilir…Geldik kadına tabiki de o kış olmalı nerde ne yapacağı hiç belli olmaz yağmuru karı fırtınası dolusu hep bir aradadır ama yumuşaktırda kış aynı zamanda elin yanarak sıcak kestane yiyebilecek kadar yumuşak…tıpkı bir kadın gibi ne istediğini bilmez birazda kötüdür sanki her kadın gibi soğuğu fırlatır yüzüne bir tokat gibi çatlatır dudaklarını…Kış a hoş geldin demek isterim ben... insanlar hep yazı beklerken kışa hoşgeldin demek ne kadar mantıklı bilmiyorum ey kötü kalpli kırmıjı rujlu kadın hoş geldin nerden bakarsan bak çok ŞIK sın biliyorsun değil mi? bu kadar yalakalığa bu sene lütfen söyle noel baba ya hakedene kış aşkı bulsun getirsin bi tane…
ps: fotoğraf için hande arat'a sevgilerimle...
ps: fotoğraf için hande arat'a sevgilerimle...
24 Kasım 2010 Çarşamba
mim.
Blog takipçim olan ve takipçisi olduğum dedimdi beni mim'lemiş. itiraf etmeliyim ki önce baya şaşırdım ve anlamaya çalıştım sonrada kolları sıvadım ve cevaplamaya başladım:
1. En sevdiğiniz kelime: ruh
2. Nefret ettiğiniz kelime: lan
3. Ne sizi heyecanlandırır: yorucu bir dönemden sonra gelecek olan tatil ve tatilden sonra gelecek olan yorucu dönem.
4. Heyecanınızı ne öldürür: beklenmedik anda çıkan sürprizler.
5. En sevdiğiniz ses: kedi mırıldaması
6. Nefret ettiğiniz ses: fısıltı
7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: doktor, akademisyen, hostes, öğretmen, muhasebeci.
8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: yeşil yol'da bir adam var hani bildinmi? işte onun yeteneğinden isterim.
9. Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: kendim olmak isterdim ama bir kedi de olabilirmişim.
10. Nerede yaşamak isterdiniz: kazdağlarında
11. En önemli kusurunuz: inat, inat, inat, inatla inat
12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz: kötü huyum yok bence benim. ve işte bu bana çok fazla keyif veriyor.
13. Kahramanınız kim: aybike
14. En çok kullandığınız kötü kelime: embesil
15. Şu anki ruh haliniz: tedirgin
16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: söyleyeceklerimin hepsinin çoktan bir filozof tarafından söylenmiş olması
17. Mutluluk rüyanız: ruyamdan uyanmamak
18.Sizce mutsuzluğun tanımı: sürekli birşeylere yetişmeye çalışmak
19.Nasıl ölmek isterdiniz: hiç bir şekilde ölmek istemem iyi böyle.
20. Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz: işte şimdi bütün eğlenceyi kaçırdın.
benimde birilerini mimlemem gerekiyor sanırım bende seni mim'ledim:
eylül
bi de seni mim'ledim:
emel
1. En sevdiğiniz kelime: ruh
2. Nefret ettiğiniz kelime: lan
3. Ne sizi heyecanlandırır: yorucu bir dönemden sonra gelecek olan tatil ve tatilden sonra gelecek olan yorucu dönem.
4. Heyecanınızı ne öldürür: beklenmedik anda çıkan sürprizler.
5. En sevdiğiniz ses: kedi mırıldaması
6. Nefret ettiğiniz ses: fısıltı
7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: doktor, akademisyen, hostes, öğretmen, muhasebeci.
8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: yeşil yol'da bir adam var hani bildinmi? işte onun yeteneğinden isterim.
9. Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: kendim olmak isterdim ama bir kedi de olabilirmişim.
10. Nerede yaşamak isterdiniz: kazdağlarında
11. En önemli kusurunuz: inat, inat, inat, inatla inat
12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz: kötü huyum yok bence benim. ve işte bu bana çok fazla keyif veriyor.
13. Kahramanınız kim: aybike
14. En çok kullandığınız kötü kelime: embesil
15. Şu anki ruh haliniz: tedirgin
16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: söyleyeceklerimin hepsinin çoktan bir filozof tarafından söylenmiş olması
17. Mutluluk rüyanız: ruyamdan uyanmamak
18.Sizce mutsuzluğun tanımı: sürekli birşeylere yetişmeye çalışmak
19.Nasıl ölmek isterdiniz: hiç bir şekilde ölmek istemem iyi böyle.
20. Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz: işte şimdi bütün eğlenceyi kaçırdın.
benimde birilerini mimlemem gerekiyor sanırım bende seni mim'ledim:
eylül
bi de seni mim'ledim:
emel
9 Kasım 2010 Salı
gregor samsaya lafım yok benim.
Lafım yok gregor samsa'ya isyanım hamam böceği iken insan olanlara !
Hayatın çarkı arızalanır; bunları bok böceğinden hamam böceğine sonrada insana çevirip tamamlatır metamorfozlarını. Bu insanlar akıl edip çarkı durdurmuşlardır? kesinlikle hayır. bunlar bok toplarken sans gelip onları bulmuştur. Hani deriz ya nefesi 3 kuruş etmeyecek adam diye, bunlar aynen ''o'' dur. okuldaki hocanız, işyerindeki patronunuz, ortağınız, arkadaşınız...bi şekilde varlar hayatımızda. Hani dersin ya ölsün hepsi ölsün diye cevap verirler büyükler: ne sabırsızsın merhametsizsin çabuk sinirleniyorsun diye...Ben orda bi dur derim! ben kendi metamorfozumu yaşayacak cesaretimi kaybetmedim henüz...sıçarım merhametine de sabrınada 3 kuruş etmeyen adamların ağzına küreklen bitane patlatırım. gözlerimi kapatırım açarım kedi olur böcek kovalarım !
aaa bak sic bok kakaa dedim puu bana !
ps: fotoğraftaki bok böceğini google dan arattım. aklımdan aratsaydımda daha fazlasını bulurdum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

