23 Şubat 2011 Çarşamba
22 Şubat 2011 Salı
aşk'ı bırakan simyacı
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir kız yaşarmış.
En çok kendini üzebilen bir kızmış bu, tuzlu gözyaşları varmış. Aptal bir simyacı imiş. Cepleri dolduran altın yerine kalpleri dolduran aşkı arar dururmuş.
Madenleri altına çevirebilen simya boş kalpleri aşka çevirememiş bir türlü...
Pes etmiş güzel simyacı aşk yok demiş, varsa da çok uzak, yoruldum !
Kalbinin en son tarafından sökmüş atmış aşkı. Kanlı ellerle yerine dostluk koymuş, sabır koymuş, bütün değerli erdemlerle bir bir donatmış yüreğini. Yarasının dikişinide büyü ile atmış kimse aşkı bulamasın, bulanlarda kimya yolunda kaybolsunlar diye...
5 Şubat 2011 Cumartesi
bir annenin bebeği ve bir bebeğin annesi
Evli, çocuklu, ünlü bir sunucunun bir adamın evinde ölü bulunmasına dair hemen hemen bütün köşe yazılarını ve yorumları okudum.
Bende bir kaç şey söylemek istedim, söylerken kendimle defalarca çelişeceğimi, dil uzattığım popüler kültürün bir parçası olacağımı, ondan faydalanacağımı bile bile.
Bir kesim özgür kadın istediğini yapar olabilir diyor. Tabiki de özgür, özgürlük kavramının çağımızda içinin ne kadar boş olduğunu bildiğimiz sürece özgür. Bu yorumları okurken bir çok yer de bende katıldım lakin empati kurduğumda koşarak uzaklaştım, içinde yaşadığımız toplumu göz önüne alırsak yeterince açık olamıyorum bu konuda.
Başka bir kesim ahlak ve din savunucusu olarak öncelikle bir anne daha sonra bir yavru olan kadını yerden yere vurdu. Asla anlayamadığım ve en fazla tepki gösterdiğim kesim bu. Aynı olay bir erkeğin başına gelse idi eminim göstereceğiniz tepki bambaşka olurdu, çapkınlık yaparken öldüğü için saatlerce ''espri'' üretebilirdiniz konu ile ilgili. Vefat eden kadın bir çocuk annesi onun bebeği büyüyüp sizin yazdıklarınızı okumayacakmı, yüreği sızlayıp, gözleri dolmayacak mı? Mensubu olduğunuz dinde çalmak günah değil mi? bu bebeğin mutluluğunu çalmaya hakınız var mı?
Ölüye saygı duymak gerekir elbet. Ünlü olmayı tercih edenlerin ünlülüğün bir takım yaptırımlarını göz önüne almış olmaları gerekir. Dünyanın bir çok yerinde ölümünden sonra günlerce arkasından konuşulan ünlü var. Ne yazık ki sahnedeki parlak ışıklar yerin 2 metre altında da bırakmıyorlar insanları....
Ben yaşarken saygı duymadığım bir insana, öldüğünde saygı duymayı pek mantıklı bulmuyorum...
Fakat bir bebeğin annesine ve bir annenin bebeğine bu şekilde gittiği için üzülüyorum...
Bende bir kaç şey söylemek istedim, söylerken kendimle defalarca çelişeceğimi, dil uzattığım popüler kültürün bir parçası olacağımı, ondan faydalanacağımı bile bile.
Bir kesim özgür kadın istediğini yapar olabilir diyor. Tabiki de özgür, özgürlük kavramının çağımızda içinin ne kadar boş olduğunu bildiğimiz sürece özgür. Bu yorumları okurken bir çok yer de bende katıldım lakin empati kurduğumda koşarak uzaklaştım, içinde yaşadığımız toplumu göz önüne alırsak yeterince açık olamıyorum bu konuda.
Başka bir kesim ahlak ve din savunucusu olarak öncelikle bir anne daha sonra bir yavru olan kadını yerden yere vurdu. Asla anlayamadığım ve en fazla tepki gösterdiğim kesim bu. Aynı olay bir erkeğin başına gelse idi eminim göstereceğiniz tepki bambaşka olurdu, çapkınlık yaparken öldüğü için saatlerce ''espri'' üretebilirdiniz konu ile ilgili. Vefat eden kadın bir çocuk annesi onun bebeği büyüyüp sizin yazdıklarınızı okumayacakmı, yüreği sızlayıp, gözleri dolmayacak mı? Mensubu olduğunuz dinde çalmak günah değil mi? bu bebeğin mutluluğunu çalmaya hakınız var mı?
Ölüye saygı duymak gerekir elbet. Ünlü olmayı tercih edenlerin ünlülüğün bir takım yaptırımlarını göz önüne almış olmaları gerekir. Dünyanın bir çok yerinde ölümünden sonra günlerce arkasından konuşulan ünlü var. Ne yazık ki sahnedeki parlak ışıklar yerin 2 metre altında da bırakmıyorlar insanları....
Ben yaşarken saygı duymadığım bir insana, öldüğünde saygı duymayı pek mantıklı bulmuyorum...
Fakat bir bebeğin annesine ve bir annenin bebeğine bu şekilde gittiği için üzülüyorum...
31 Ocak 2011 Pazartesi
lutuf
Bazen kalbim çığlık çığlığa koşarken, dudaklarım engel oluyor ona;
Dilerim ki; ölüm bir lutuf olsun sana.
23 Ocak 2011 Pazar
insanat bahçesi
İnsanat bahçesi dedim, çünkü farkında olmasak da bir insanat bahçesinin içinde yaşıyoruz.
Etrafıma şöyle bir baktığımda özellikle de kadınlarda insan dışında her şey görüyorum ben. Bunu kesinlikle mecazi anlamda söylemiyorum...İnsan değiller.
Teknoloji ve tıbbın nimetlerinden fazlaca yararlanarak bir çeşit ''insanat'' haline getiriyorlar kendilerini.
Belirli bir gelir düzeyinin üzerinde olan kadınların hepsi aynı. Aynı gergin surat, aynı kalkık kaşlar, aynı çıkık elmacık kemikleri, aynı dudaklar. Yazarken bile ''aynı'' sözcüğünü kullanmaktan sıkıldım fakat onlar asla aynı olmaktan sıkılmıyor. Hani bir imza gibi sanki suratına bakıyorsun hımm botoks, çıkık elmacık kemiği, kalın dudak evet tamam ablacım sen kendi aynılığını kanıtladın sıradaki gelsin.
Suratlarına bakınca insandan farklı olarak bir kediyi andırıyorlar fazlasıyla. Sanırım yeryüzünün en güzel yaratığı olduğu için ona özeniyorlar...
Estetik ne demek? (tıbbı olarak) : Kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan yöntem demek. Ortada bir kusur yokken bir organı alıp kusurlu yapmak değil yani. Ya da İslami sosyetenin söylediği gibi ''burnumda kemik vardı aldırdım doktor burnumu da düzeltti azıcık''. Yuh kardeşim her üç kızdan ikisi bu yalanı söylemesin lütfen. Sevmiyordum de. İnandığım dinin tanrısı beni tam mükemmel yaratamamış kendimi mükemmel yaptırdım de. Demezsin çünkü günah kemik aldırınca sevap. evet.
Velhasıl kelam, vucudunuzda herhangi bir oynama yapmadan ya da burnunuzdaki kemiği aldırmadan önce şöyle bir çevrenize bakın, bulutlara yıldızlara kedilere, kuşlara onlar kendileri oldukları için güzeller...Bırakın kaşlar düşsün, elmacık kemikleri çöksün yaşıyorsunuz bırakın vucudunuzda yaşasın...
18 Ocak 2011 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




