Bu ara kendi sığınağıma bile sığınamıyorum. Blogumun konseptini değiştiriyim dedim olmadı. yani zaten genel olarak düzenli bir insan olmadığım için düzenli olarak buraya cicişli bicişli şeyler yazamadım. Çünkü ben bi gün cicişli bicişli takılırken ertesi gün o ciciş biciş çok zor abartı ve saçma geliyor bir sonraki gün bu düşüncem saçma geliyor falan filan. Uzun lafın kısası bu aralar çok yorgunum tüm ciciş biciş öcü olarak geliyor üzerime ve insanların da kış uykusuna yatması gerektiğini düşünüyorum. oysa kış benim en sevdiğim mevsimdir niye böyle düşünüyorum onu da bilmiyorum. fotoğrafsız yazı sevmiyorum bu yüzden cimcimenin fotoğrafını paylaşıyorum.
9 Aralık 2012 Pazar
sığınak
Bu ara kendi sığınağıma bile sığınamıyorum. Blogumun konseptini değiştiriyim dedim olmadı. yani zaten genel olarak düzenli bir insan olmadığım için düzenli olarak buraya cicişli bicişli şeyler yazamadım. Çünkü ben bi gün cicişli bicişli takılırken ertesi gün o ciciş biciş çok zor abartı ve saçma geliyor bir sonraki gün bu düşüncem saçma geliyor falan filan. Uzun lafın kısası bu aralar çok yorgunum tüm ciciş biciş öcü olarak geliyor üzerime ve insanların da kış uykusuna yatması gerektiğini düşünüyorum. oysa kış benim en sevdiğim mevsimdir niye böyle düşünüyorum onu da bilmiyorum. fotoğrafsız yazı sevmiyorum bu yüzden cimcimenin fotoğrafını paylaşıyorum.
25 Ekim 2012 Perşembe
bayram dediğin
Merhaba !
Bayramlardan akraba ziyaretlerinden yahut eskilerden bahsedip bıdı bıdı yapıp kafanızı şişirmeyeceğim. Zaten herkesin bir anısı, bir kokusu bir yaşanmışlığı vardır bunlarla ilgili...
Biz bu bayram şöyle bir şey yaptık anneannem ve kuzenlerimle :
Uzun zamandır internette görüyordum ve açıkçası çok özeniyordum bu tarz fotoğraflara.
En son biz de yapmış olduk, aynı pozları tam olarak tutturamadık, kıyafetlerimiz uymadı belki ama yaparken inanılmaz eğlendik.
Çok güzel bir anı olarak kalacak bu fotoğraflar biz de .
Fotoğraflara bakarken içimden umarım dedim aradan bir 10 yıl daha geçer yine bir araya gelir yine çok eğlenerek fotoğraf çekilmeye çalışırız.
Tam tamına pozlar ortam yahut kıyafetler uymasa da şiddetle böyle bir şey yapmanızı öneririm.
Fotoğraf pozu vermeye çalışırken bile feci eğleniyor insan :)
Herkese her şeyden önce çok tatlı bir anneanne dilerim :) daha sonra da bayramınızı kutlarım...
Sevgilerimle...
Bayramlardan akraba ziyaretlerinden yahut eskilerden bahsedip bıdı bıdı yapıp kafanızı şişirmeyeceğim. Zaten herkesin bir anısı, bir kokusu bir yaşanmışlığı vardır bunlarla ilgili...
Biz bu bayram şöyle bir şey yaptık anneannem ve kuzenlerimle :
Uzun zamandır internette görüyordum ve açıkçası çok özeniyordum bu tarz fotoğraflara.
En son biz de yapmış olduk, aynı pozları tam olarak tutturamadık, kıyafetlerimiz uymadı belki ama yaparken inanılmaz eğlendik.
Çok güzel bir anı olarak kalacak bu fotoğraflar biz de .
Fotoğraflara bakarken içimden umarım dedim aradan bir 10 yıl daha geçer yine bir araya gelir yine çok eğlenerek fotoğraf çekilmeye çalışırız.
Tam tamına pozlar ortam yahut kıyafetler uymasa da şiddetle böyle bir şey yapmanızı öneririm.
Fotoğraf pozu vermeye çalışırken bile feci eğleniyor insan :)
Herkese her şeyden önce çok tatlı bir anneanne dilerim :) daha sonra da bayramınızı kutlarım...
Sevgilerimle...
21 Ekim 2012 Pazar
Keçe ile t-shirt süsleme
Merhaba!
Siyah ve beyaz t-shirtler bizim en büyük kurtarıcımız. Giyecek bir şey bulamadığımız zaman kot üzerine bir beyaz t-shirt giyiyoruz tamamdır!
İşte ben bu çok sık kullandığım beyaz t-shirt'e biraz hareket katmak istedim.
Öncelikle keçeden 7 cm genişliğinde ve çeşitli boylarda (15, 20, 24 cm) parçalar kestim.
Daha sonra bu kestiğim parçadan kurdele yaptım:
Kurdele yapmak için önce kestiğim parça bir silindir olmak koşuluyla iki ucunu diktim:
Daha sonra iğneyi en alttan sokarak ucunu bir ön taraftan bir arka taraftan çıkararak çektim. Bu işlemi ortadan büzgü yapmak için kullandım:
Elimdeki parça şu şekilde büzgü oldu:
Büzgü olan parçamın büzgü kısmının üzerinden gene bir parça keçe geçirerek arkadan diktim:
Arka tarafı:
Ve çevirdiğimiz zaman hooop kurdele oldu :
Bu kurdelelerden istediğim kadar yaptım:
Veee son olarak da beyaz t-shirt'üme gelişigüzel diktim kurdelelerimi:
Renkli kotlara göre renk renk kurdeleler yaparsak çok hoş duracağına eminim :)
Sevgilerimle...
Siyah ve beyaz t-shirtler bizim en büyük kurtarıcımız. Giyecek bir şey bulamadığımız zaman kot üzerine bir beyaz t-shirt giyiyoruz tamamdır!
İşte ben bu çok sık kullandığım beyaz t-shirt'e biraz hareket katmak istedim.
Öncelikle keçeden 7 cm genişliğinde ve çeşitli boylarda (15, 20, 24 cm) parçalar kestim.
Daha sonra bu kestiğim parçadan kurdele yaptım:
Kurdele yapmak için önce kestiğim parça bir silindir olmak koşuluyla iki ucunu diktim:
Daha sonra iğneyi en alttan sokarak ucunu bir ön taraftan bir arka taraftan çıkararak çektim. Bu işlemi ortadan büzgü yapmak için kullandım:
Elimdeki parça şu şekilde büzgü oldu:
Büzgü olan parçamın büzgü kısmının üzerinden gene bir parça keçe geçirerek arkadan diktim:
Arka tarafı:
Ve çevirdiğimiz zaman hooop kurdele oldu :
Bu kurdelelerden istediğim kadar yaptım:
Veee son olarak da beyaz t-shirt'üme gelişigüzel diktim kurdelelerimi:
Renkli kotlara göre renk renk kurdeleler yaparsak çok hoş duracağına eminim :)
Sevgilerimle...
13 Ekim 2012 Cumartesi
çift renkli manikür
Merhaba!
İnternette (yerli-yabancı) çok fazla nail art ile ilgilenen blog var ve hepsi çok fazla emek harcıyor ve çok güzeller. Ben de tırnakla oynamayı sevdiğim için çok sık dolaşırım bu blogları. Kendi çapımda kolay manikürler uyguluyorum. Normalde tırnağıma gerek french yaparken gerekse çift renkli oje uygularken hep normal bant kullanırdım.
Bir blogda gezerken normal bant yerine elektrik bandı kullandığını gördüm. Daha sonra ben de elektrik bandı deneyeyim dedim, normal banttan daha yumuşak olduğu için ojeyi kaldırmıyor ve kullanımı çok daha rahat.
Bilmeyen varsa diye de kendi blogumda paylaşmak istedim. Bu manikürü ben genelde oje sürdüğümün ertesi günü uyguluyorum hem uçları hafif beyazlaşmaya başlıyor onu kapatıyor hem de bana farklılık oluyor.
Manikürüm bu efendim. umarım beğenirsiniz:
Elimde bir gün önceden sürdüğüm pastel 98 numaralı oje vardı.
Elenktrink bantlarını tek tek kesip çapraz çapraz yapıştırdım :)
Tırnağımın açıkta kalan kısmına Rimmel 239 numaralı ojeyi sürdüm:
Ojelerin kuruması bittikten sonra bantları yavaşça aşağıdan yukarıya doğru çektim ve şöyle bir şey ortaya çıktı:
Gördüğünüz gibi parmaklarıma oje bulaşmış, bu makyaj blogçuluğu ne zor işmiş kardeşim allah yardımcınız olsun :)
Sevgiler...
20 Eylül 2012 Perşembe
kütükten raf yapımı
Merhaba!
Bir arkadaşımın yaptığı rafa görür görmez vuruldum ve hemen bloğumda paylaşmak istedim.
Bu güzel procenin sahibi benim liseden arkadaşım Zeynep Sengör. Bu fotoğrafı facebookta paylaştı, ben de kendisinden hemen izin istedim ve bloğuma koydum belki biri görür de esinlenir, maksat faydamız olsun :)
Zeynep artan kitaplarına çözüm bulmak için bir kütükten yararlanmış bakın ortaya ne güzel bir şey çıkmış:
Zeynep kütüğün uçlarını koli bandı ile tutturmuş. Kütükte raflarda kahverengi olduğu için pek göze batmıyor, zevke göre istenilen renge boyanabilir tabi.
Sizce de çok güzel olmamış mı?
Bir arkadaşımın yaptığı rafa görür görmez vuruldum ve hemen bloğumda paylaşmak istedim.
Bu güzel procenin sahibi benim liseden arkadaşım Zeynep Sengör. Bu fotoğrafı facebookta paylaştı, ben de kendisinden hemen izin istedim ve bloğuma koydum belki biri görür de esinlenir, maksat faydamız olsun :)
Zeynep artan kitaplarına çözüm bulmak için bir kütükten yararlanmış bakın ortaya ne güzel bir şey çıkmış:
Zeynep kütüğün uçlarını koli bandı ile tutturmuş. Kütükte raflarda kahverengi olduğu için pek göze batmıyor, zevke göre istenilen renge boyanabilir tabi.
Sizce de çok güzel olmamış mı?
12 Eylül 2012 Çarşamba
nah öylesiniz!
Merhaba sevgili bloğum bugün sana içimi dökeceğim:
Sevgili blog; bir insan hiç mi dandik yerlerde yemek yemez? ne biliyim yani canı hiç mi goralı çekmez? Benim çeker mesela blog ben 2 haftada bir 3 liralık çiğköfte yemezsem ölürüm yanına şalgam içmezsem elim ayağım titrer. el alem sürekli çayın 10 liralık olduğu yerde mi oturur blogcum? ben öyle yere girsem kasılmaktan başım döner.
Canım blogum; bir insan hiç mi kocasıyla sevgilisiyle kavga etmez? Ben mesela hep en sevdiklerimle didişirim. Hep en sevdiklerime en büyük zararı veririm. Şimdilik ''kocişko'' diyeceğim bir kocam yok blog. olsa da demem zaten ''kocişko'' nedir allasen blog? Benim sevgilim-kocam bana çiçek ya da meyve sepeti yollasa ben onla orjinal ol diye kavga ederim, millet bununla övünüp fotoğraf çekip paylaşıyor bir de aklım almıyor blog?
Şekerim blog; millet kocasıyla fotoğraf çekilip altına ''aşk budur'' yazıyor. İçimden hassiktir ordan asıl ''para budur'' yazasım geliyor kendimi çok zor tutuyorum.
Kendi evlerinde olduklarını belirtmek için ''evim evim güzel evim'' yazıyorlar blog. Ben ayda bir odamda değişiklik yapmazsam ev bir canavar olup salyalarını üzerime akıtıyor kafam almıyor.
Tatillere gidip boy boy fotoğraflar koyuyorlar sonra tüm bir yıl kıçlarını sıka sıka taksit ödemeye çalışıyorlar sonra da bize yutturuyorlar değil mi blogcum?
Kimse geçim derdi yaşamıyor aslında, çocuğu olmayan çocuk istemiyor, evi olmayan ev istemiyor zaten diğ mi blog?
Herkes kocasına aşık, kimse boşanmayı düşünmüyor, bekarlar koca istemiyor.
Nah istemiyor lan!!!
Nah inandırırsınız bizi!!!
İçinizde hepiniz mutsuzsunuz! Dertsiz insan olmaz. Zengininden fakirine, eğitimlisinden en cahiline herkesin çeşit çeşit derdi var. Bunları da yansıtsanıza lan sahtekarlar topluluğu!!
Bir anlık boşluğa gelip bunların hayatını gerçek sanıp, mutsuzluğa bile kapılabilirsiziniz aman dikkat derim.
Sizin hepinize komple güven duymuyorum. Samimi hiç bulmuyorum. Hatta ölseniz arkanızdan fatiha bile okumam yemin ederim.
Ben yer yer mutluyum. Bazen çok mutsuzum. Ayda bir depresyondayım. Okulumu bitirebilmek için kıçımdan terler akıyor. En azından samimiyim acılarımı yoksunluklarımı paylaşmaktan da hiç utanmam. Çünki ben bir 'İNSANIM'
şimdi insan olmayanlar düşünsün.
öperink!
4 Eylül 2012 Salı
dreamcatcher
Merhaba!
Ev değişikliğimiz sebebiyle yeni evde aklımdaki tüm proceleri mekan değişikliği sayesinde uygulamaya başladım.
Öncelikle yatak başıma bir ''dreamcatcher'' yaptım.
Neymiş bu dreamcatcher derseniz; kızılderili inancına göre rüyalar küre şeklindedir ve büyük küre olanlar kabus küçük küre olanlar ise güzel rüyalardır. Yatak başına asılan dreamcatcher büyük olan küreleri (yani kötü rüyaları) ağlarına takarken güzel olan yani küçük küre şeklinde olan rüyaları ise ağlarından geçirir ve biz onları görürüz. Dreamcather'ın el emeği olması gerekmektedir. Bir süre sonra kötü rüyalarla dolacağından ya ökseotu ile tütsülenmeli ya da gün ışığı alan bir yerde bir gün bekletilmelidir.
Bende çok kabus görmeme rağmen koyuldum dreamcatcher yapmaya :) görüntüsü beni çok cezbettii odama ayrı bir hava katacağını düşündüm. Yaparken youtube'ta ve internette çok gezindim. En kolay ve açıklayıcı şekil için buyrun tık tık.
İşte dreamcatcher'ım:
Malzemelerin tamamını bakırköy'den aldım. Eminönünde de çok kolay bulunacağını düşünüyorum.
Keşke rüyalar için dreamcatcher yaptığımız gibi gerçek hayat için de yapabilsek; kabus gibi insanları bize yaklaştırmadan atsa hayatımızdan ne güzel olur diğ mi?
Sevgilerimle...
Ev değişikliğimiz sebebiyle yeni evde aklımdaki tüm proceleri mekan değişikliği sayesinde uygulamaya başladım.
Öncelikle yatak başıma bir ''dreamcatcher'' yaptım.
Neymiş bu dreamcatcher derseniz; kızılderili inancına göre rüyalar küre şeklindedir ve büyük küre olanlar kabus küçük küre olanlar ise güzel rüyalardır. Yatak başına asılan dreamcatcher büyük olan küreleri (yani kötü rüyaları) ağlarına takarken güzel olan yani küçük küre şeklinde olan rüyaları ise ağlarından geçirir ve biz onları görürüz. Dreamcather'ın el emeği olması gerekmektedir. Bir süre sonra kötü rüyalarla dolacağından ya ökseotu ile tütsülenmeli ya da gün ışığı alan bir yerde bir gün bekletilmelidir.
Bende çok kabus görmeme rağmen koyuldum dreamcatcher yapmaya :) görüntüsü beni çok cezbettii odama ayrı bir hava katacağını düşündüm. Yaparken youtube'ta ve internette çok gezindim. En kolay ve açıklayıcı şekil için buyrun tık tık.
İşte dreamcatcher'ım:
Malzemelerin tamamını bakırköy'den aldım. Eminönünde de çok kolay bulunacağını düşünüyorum.
Keşke rüyalar için dreamcatcher yaptığımız gibi gerçek hayat için de yapabilsek; kabus gibi insanları bize yaklaştırmadan atsa hayatımızdan ne güzel olur diğ mi?
Sevgilerimle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















